Sabahın ilk saatlerinde otobüs duraklarında dik gövdelerini gererek uyanırlar. Sosyal devlete inanır, işe hiç geç kalmazlar. Sorumlulukları taşıyabileceklerinden hep fazladır. İyimser görünür genellikle sorunlara anlayışla yaklaşırlar. Hayatlarında şans diye bir kavram da yoktur her şey gerçekliğin sınırlarında gidip gelir. Çocukları kalabalık sınıflarda okur, taciz ve dayakla erken yaşta tanışır. Sınıfsal mücadelenin dışında kalmış sıklıkla Büyükşehirlerin kenar semtlerinde yaşar, sabahları merkezde bulunan işyerlerine gitmek için uzun otobüs yolculukları yaparlar. Sağlık hizmeti almak için hastanelere gittiklerinde bir hafta sıra bekler, bunu da normal karşılarlar.
Onlara en çok söylenen düzene ayak uydurmalarıdır. Çarkların dönmesi için onların çok çalışması gerekir. Mesai saatlerinde zam almazlar. Sigorta primleri hep eksik yatırılır, istenildiğinde işten çıkarılırlar. En belirgin özelliklerinden biri razı göstermeleridir. Bunun referanslarını da inanç sisteminden değil bastırılmışlıktan alırlar. Kamusal yararı en iyi kavrayanlar yine onlardır, vergi verir, askere gider hatta sektirmeden her seçimde oy kullanırlar. Hayatlarında büyük sıçramalar yapacak zamanı ve fırsatı nerdeyse hiç bulamazlar. İşlerinde uzmanlaşmaları beklenemez, ara eleman olarak gelebilecekleri en iyi yere gelirler.
Pratiktirler, ellerinden her iş gelir.. Geçim sıkıntısı dillerinden hiç düşmez. Borçtan korktukları için kredi kartı kullanmaktan da çekinirler.















